21 Şubat 2011 Pazartesi

BU TAKVİM SAYFASI 36 YAŞINDA :)

Ve tabi ben de :)

20 Şubat 2011 Pazar

38 YIL

38 yıl bir adamı sevmek. Ve 38 yıl boyunca onun tarafından sevildiğini bilmek. Ne güzel. Ve bundan 7 yıl önce,  verilen onca emeğe, hastahane köşelerinde geçen 6 yıla rağmen sevdiğin o adamı kaybetmek. Ne acı. 

Bugün annemle babamın evlilik yıldönümleri. Babam, Diyarbakır'ın bir dağ köyünde, ahırdan bozma odasında günlüğüne yazmış "Bir gün evlenebilecek miyiz acaba?" diye.Umutsuzmuş o günlerde. Hayalleri gerçek olmuş sonra. Evlenmişler. Hep mutlu gitmemiş evlilikleri, kavgalar da olmuş tartışmalar da. Güzellikler de. Ama son noktayı son nefesinde "Seni seviyorum diyerek" koymuş. O " seni seviyorum" silmiş tüm kötü anıları geride güzellikler kalmış.

Ve ölümünden sonra ilk evlilik yıldönümlerinde babamın ona yazdığı bir notu bulmuş annem. Zamanın ötesinden gibi yazılmış bir not. Bir yıl önce yazılan, ama babam kaybettiği için bulamayıp yenisini yazdığı notu, bir yıl sonra çamaşır makinasının arkasında bulmuş.Tam da kocası olmadan geçirdiği ilk evlilik yıldönümünde. "Seni seviyorum güzel hemşirem benim. İyi ki varsın iyi ki evlendik seninle" yazan.Sanki biliyormuş gibi benim yolladığım bir sepet gül gelmiş notu bulduktan bir kaç dakika sonra. Aradığında hüngür hüngür ağlıyordu annem. Bir kez daha anladık o gün insanlar ölse de sevgiler ölmüyor ve sevdiklerimiz bir yerlerden hala izliyorlar, ve sevmeye devam ediyorlar bizi. 

Evlilik yıldönümünüz kutlu olsun canım annem ve rahmetli babam. Herkesin sizinki kadar uzun süren böylesi büyük bir sevgiyi yaşayabilmesi dileği ile.

12 Şubat 2011 Cumartesi

YİNE YENİ İŞ

Bir aya yakın olmuş yazmayalı. Yorumlara da cevap yazamadım. Malum iş arama çalışmalarına devam ediyordum. Güzel tesadüfler gelişti ve en sonunda kendime yeni bir iş buldum. Anlaşmayı yaptıktan sonra kendime 1 hafta izin verdim. Adana'ya gidip ailemle sevdiklerimle ve en önemlisi yeğenim Beril'le vakit geçirdim 1 hafta boyunca. Pillerimi şarj ettim ve sonra gelip 1 Şubat'ta işime başladım. 


Bu seferki işyerim Düzce'de. İstanbul'a giden ilk otobüse yetişmek için sabah 5 te uyanmam gerekiyor. Neyse ki erken kalkmayı seviyorum. Saat 6 otobüsüne biniyorum. Kahvaltımı yapıp filmimi izledikten sonra saat 7.30 da otobüsten inip işe başlıyorum, akşam 5' e kadar oradayım. Evime gelmem 8 'i buluyor. Zor. Ama bu keyif almamı engellemiyor işimden de yolculuktan da. Sabah denizin üzerine düşen ilk ışıkları ilk ben görüyorum. Kimi zaman da yunusları. :)  Fabrikadaki odamın penceresinden güneşin çimenlerin üzerindeki kırağıları çözüşünü de ilk ben izliyorum. Ve her gün yeni birşey öğreniyor olmak motive ediyor beni. Diğer işyerindeki sıkıntılı durumdan sonra burada da bir sıkıntım var ama görmezden gelmeyi tercih ediyorum. Bakalım sonuç ne olacak hep beraber göreceğiz.

Bu süreç içerisinde değil yeni yemekler yapmak çoğu zaman akşam yemeğini salata türevi ya da hazır şeylerle geçiştiriyoruz. Ama bloğuma yazmak için çok çok hevesliyim bekleyin yeni yazılarımı :)

OKYANUS SAKİNLERİ

  © Blogger template 'Sunshine' by Ourblogtemplates.com | Distributed by Deluxe Templates 2008

Back to TOP