Bir iki hafta önce çok sevdiğimiz arkadaşlarımız Özleyiş ve Tolga'nın evine misafir olduk. Özleyiş, yeni evli çıtır bir hatun olmasına rağmen mutfakta harikalar yaratıyor. Her yemeğe gittiğimizde parmaklarımızı yiyoruz. Hem ev hanımlığında hem de yemek yapma konusında kesinlikle benden daha becerikli. Bir de üstüne sıfır beden ki en çok imrendiğim yanı da bu :)
Neyse işte bu güzel hatun oturmuş koca bir tencere kara lahana sarmış. Bizler tabağımıza konan miktarla yetinirken benim oburcuk kocam 3 tabak sarma yedi; üstüne de utanmadan tencerede kalanları istedi . Hani böyle misafirliğe gidince çocuklar deli gibi yemek yer anneler utanır ya "Evladım bizim evde yok mu?" felan derler. İşte aynen öyle hissettim. Ama adam da haklı. En sevdiği yemek olmasına rağmen evlendik evleneli bir kere kara lahana sarmadım. Normal biber ve patlıcan dolma yapıyorum ama yaprağın içine o içi doldurmak incik cincik uğraşmak benim gibi detaylı işlerden nefret eden bir balık burcuna göre değil kesinlikle.
İşte bu davetten sonra "madem koca bu kadar seviyor kendimi feda ederim" dedim ve "karasını pek sevmem bari güzel olursa ben de yerim" diyip pazardan beyaz lahana aldım. Twitterde günlerce paylaştım, nasıl sarma saracağıma dair Google'da araştırmalar yaptım. Gören de CERN' de çalışıyorum da ilk patlamayı gerçekleştireceğim sanır.
Sonuç olarak dün lahanaları haşladım bugün az önce de sardım. Şimdi tencerede kaynamaktalar kendileri. Sarması kolay olsun diye minicik aldığım lahana sarana kadar anamı ağlattı. Yine de birşeyler yapmaya çalıştım. Bakalım resimleri yemek piştikten sonra paylaşacağım.
3 yıl önce aldığımda eşimin kahkaha krizine yol açan sarma taşını da sonunda ilk kez kullanabildim. Neymiş "Sarma sarılmayan evde sarma taşı ne geziyormuş." Bulunsun işte bak işe yaradı bugün :)








