31 Ekim 2009 Cumartesi

ANTAKYA' NIN MEŞHUR KATIKLISI

Antakya'da yemekler genelde mahalle fırınlarında pişiyor. Tepsisine yemeğini içini hazırlayan getiriyor fırına bırakıyor. Patlıcan közleten mi ararsınız, güveç pişirten mi, tepsi kebabı yaptıran mı, lahmacun içi hazırlayıp getiren mi? Akşam eve dönen erkeklerin ellerinde birer tepsi :) Oh ne ala memleket :)

Bir de kabul günlerinin, misafir davetlerinin değişmez yiyeceği katıklı var. Lahmacun gibi ama farklı içlerle hazırlanıyor. Bugün kardeşim Aslıyla ıspanaklı iç hazırlayıp fırına götürdük. Fırında da şekildeki gibi üçgen şeklinde hazırlayıp pişirip eve getirdiler. Katıklı çayın yanında çok güzel oluyor. Dışarıda 3-4 gün dayanıyor. 50 adet katıklı için fırına pişirme ücreti 10 TL ödedik. Tabak Aslı'nın çeyizlik yemek takımından.


İç Malzemesi: 1,5 kg ıspanak, 4 iri soğan, biber salçası, 1 su bardağı zeytinyağı, tuz, pul biber.
Yapılışı : Soğanla salçayı zeytinyağında kavuruyoruz. Yıkanmış ıspanağı doğrayıp az tuzla ovalıyoruz. Suyunu iyice sıkarak kavrulmuş soğana ilave ediyoruz. Üzerine pul biber ve az tuz ekleyip soğuduktan sonra bol çökelek ekliyoruz. Bulunduğunuz şehirde ekmek fırınında pişirtme şansınız yoksa kendiniz de evdeki fırında katıklıyı deneyebilirsiniz.

29 Ekim 2009 Perşembe

CUMHURİYETİMİZ 86 YAŞINDA



Cumhuriyet Marşı


Cumhuriyet, cumhuriyet, en güzel şey hürriyet

Nice zahmet, nice emek verdi sana bu millet !

Gazimin sen en büyük yadigarısın bana

Nice zahmet, nice emek verdi sana bu millet !

Dalgalansın her tarafta şanlı Türk'ün bayrağı

Korumaktır ve yüceltmek azmimiz bu toprağı !

Bu vatan hiç sensiz olmaz, ey güzel cumhuriyet

Milletim öyle demiştir ; ya ölüm, ya hürriyet !

26 Ekim 2009 Pazartesi

PASTACI PAPATYAM İLKAYIM

Hani bir gün bir insanla tanışırsınız ve hah dersiniz "işte bu". "Annemin doğurmadığı kardeşim." İşte ben de dün İlkayla karşılaşınca öyle hissettim.


İlkay'ı Pastacı Papatyalar bloğundaki  yazıları ile tanıdım ilk. Sonra MSN girdi devreye. Ondan sonra da Facebook. Teknolojiyi sonuna kadar kullandık arkadaşlığımız için sizin anlayacağınız, ama Adana'ya onca gelip gitmeme karşın bir türlü yüzyüze görüşmek nasip olmamıştı. Ta ki düne kadar.

Bu hatun internette sürekli hüzünlü resimlerini kullandığı için ben böyle orta yaş üzeri hafif kırışık yüzlü birini bekliyordum ki karşımda İlkay'ı gördüm. :) İlk sözüm "senin o fotoğraflarını çekenleri evire çevire dövmek lazım" oldu :) Kardeşim bu kadar hoş bu kadar güleryüzlü genç bir hatunun neden hüzünlü resmini çekersiniz. Hem de fotoğrafçılık kursuna giderken. Huuu AFAD'çılar size diyorum. Resmen kafamdaki İlkay imajı değişti yahu. Daha önceki bir yazımda bahsettiğim Tahta Masa'ya gittik kahvaltı yapmak için ama konuşmaktan ve fotoğraf çekmekten yediklerimizden bir şey anlamadık. Azıcık da birilerini çekiştirdik. :))))


Öğleden sonra da Beril Bebeği görmeye kardeşimin evine gittik beraber. Tahta Masa'da başlayan sohbetimiz annemle kardeşimin de katılımı ile sanki yıllardır tanışıyormuşuz gibi devam etti. Öyle ki akşam onu hiç evine bırakmak istemedik. Beril'in kaynarından ikram ettik teyzesine. Beraber Beril'i mıncıkladık, kokladık.Benim düşünceli arkadaşım da hem Beril'e cici hediyeler almış hem de süppppper bir kek yapıp getirmişti yanında. Hediyelerin resmini çekmeyi unutmuşuz ama kek işte burada.


Bugün kekin geri kalanından yemek için eve gittiğimde kek kalmadığını görünce pek de şaşırmadım. Berna canavarı "emziriyorum beslenmem lazım" diye lüpletmiş keki :) Unsuz, nişastalı kekin tarifine buradan ulaşabilirsiniz.Güzel bir dostun web sitesine de buradan :)

İlkaycım senin hep gülümsemeni, bu yazıyı okuyan  herkesin de böyle güzel dostları arayıp bulmasını diliyorum...

25 Ekim 2009 Pazar

BİLİN BAKALIM BU GÜZELLİK KİM?


24 Ekim 2009 Cumartesi

MEHMET UĞUR KUAFÖR VE KOKOŞ SAÇ RENGİM

Saçlarımı ilk kez boyattığımda 22 yaşımdaydım. O zamandan bu zamana yüzlerce değişik renk ve tonda boyatmışımdır saçlarımı. Ama işte onca rengin arasından benim en beğendiğim, bana en yakıştığını düşündüğüm işte bu kokoş renk :) Alttaki renk koyu kızıl kestane. Balyaj rengi ise Wella'nın magma kırmızısı. Bu özel toz boya özel bir teknikle saça renk açıcı kullanmadan uygulanıyor. Bu yüzden de saçı yıpratmıyor. Denemek isterseniz sarı ve kahve tonları da var.

Son zamanlarda bir türlü dilediğim gibi olmayan saç rengimi ve saçımın artık eskimiş modelini değiştirmek için de bu rengi en iyi uygulayan ve kesimine en çok güvendiğim kişiyi Mehmet Uğur'u seçtim. Mehmet ve ekibi yine beni hayal kırıklığına uğratmadı ve gülümseyerek çıktım salondan. Bu muhteşem saç rengi ise Recai'nin eseri . Kendisine buradan tekrar teşekkür ediyorum.    Mehmet Uğur Kuaför Adana'da Turgut Özal Bulvarında Polis Evi Kavşağı'na çok yakın. Memleketimde yaşayanlara ya da yolu düşenlere şiddetle öneririm.

Sonradan Eklendi: Ve genel istek üzerine saçlarımın önden görüntüsü :) Ön tarafın kesiminde içime sinmeyen birşeyler var ama tam olarak anlayamadım. Gidip düzelttirmeyi düşünüyorum bakalım o zaman da görüntüyü paylaşırım. Sevgiyle...

20 Ekim 2009 Salı

BERİL İÇİN ZIBIN

Benim şanslı yeğenim Beril'e anne ve babası nerede ise hiç giysi alamadılar. Çünkü neyi almaya kalksalar hediye geldi :) Bu sayede çekmecelerine sığmayacak kadar çok cicisi var. E tabi ben de teyzesi olarak İstanbul'dan bir koca çanta cici bici ile geldim Adana'ya... Ama işte onca giysinin arasında sürekli yıkayıp yıkayıp giydirdiğimiz bu pembiş zıbın oldu.
Bizim cadı elindeki eldivenleri sürekli atıp sonra da kendi yüzünü çizdiği için bu kendinden eldivenli zıbın hayat kurtarıcımız oldu. Ne yaparsa yapsın ellerini çıkaramıyor dışarı :)
Özellikle yeni doğan bebekler için bu kendinden eldivenli zıbınları mutlaka öneririm.Adana' da aradım taradım sonunda bir tane daha buldum. Gerçi sarı renkte ve üzerinde araba ve uçak desenleri var ama olsun. Her renk yakışır benim tatlişime :) Öyle değil mi teyzeleri?

19 Ekim 2009 Pazartesi

MİM

Sevgili Tazekahvem mimlemiş beni sağolsun. Bu tarz mimler bloglarını ilgi ile takip ettiğimiz insanları biraz daha yakından tanımak için güzel birer fırsat bence. Cevaplar aşağıda...


Soru1: En sevdiğiniz 3 çiçek ismi

Nergis: Kokusuna bayıldığım için ,
Portakal çiçeği: Memleketim Adana'yı hatırlattığı için,
Gül: Özellikle büyük şeker kokulu olan sarı güller

Soru2: Gerçekleşmesini istediğiniz 3 hayal
Balık burcu olduğumdan hayallerim çooook fazla ama ilk 3 ünü yazayım buraya.
Kendi teknemi alarak mavi yolculuğa çıkmak. Kafamda teknenin renkleri de adı da planlanmış durumda. Bir tek para bulmak gerekiyor :) o da zaman içerisinde olur umarım.
Annem, yeğenlerim ve evlatlarım ile mutlu, huzurlu, sağlıklı bir hayat sürmek.
60 kilonun altına düşmek :) Ama siz böyle güzel mamalar yapıp yayınlarsanız bloglarınızda çooook zor bu hayalin gerçekleşmesi :)

Soru3: En sevdiğiniz ve en sevmediğiniz 3 huyunuz
Sevdiklerim:
Güleryüzlü ve uyumlu olmam
Küçük şeylerden keyif alabilmem
Yaşayan her canlı ile çok rahat iletişim kurabiliyor olmam.
Sevmediklerim
İnsanlara çabuk güvenmem, sonradan pişman olacağımı bile bile değmeyen insanlara değer vermem. Haliyle insanlar tarafından kullanılmam.
Ev işleri konusunda tembel ve düzensiz olmam. 34 yaşından sonra huy değişir mi bilemem ama deniyorum.
Aşırı duygusal ve sulugöz olmam. E balık burcunun tüm özelliklerini taşıyorum.
Soru4: Gıcık olduğunuz 3 hareket
Bana yalan söylenmesi (Beyazı siyahı herrr türlüsü benim zekamı küçümsemek anlamına geliyor o yüzden sinirleniyorum. )
Trafikte mıy mıy giden şöförler (Özellikle hemcinslerim)
Aşırı titiz takıntılı hayatı kendisine de, çevresine de zindan eden insanlar.
Bir de yazı yazarken imla kurallarına dikkat edilmemesine gıcık oluyorum...
Soru5: Bu benim dünyadaki en kara günümdü, dünya başıma yıkıldı ve bir daha ayağa kalkamam diye düşündüğünüz olay nedir?
Babamı kaybettiğim gün. Allah kimseye yakınlarının acısını göstermesin.
Son soru beni dağıttığı için kimseyi mimlemiyorum. Cevaplamak isteyen herkes kendi cevaplarını yazabilir...

15 Ekim 2009 Perşembe

ŞİRİN TAVUK POŞETLİK

Adana' da el emeği göz nuru el işlerinin ve ev yapımı yiyeceklerin satıldığı bir pazar var. İşte bu şirinleri orada gördüm. Bir tanesini tatliş yeğenime bir tanesini de kendi mutfağıma aldım. Ben poşetlik olarak kullanmayı düşünüyorum. Berilinkini annesi kirli çamaşır torbası yaptı. Minicik giysileri için çok uygun oldu. :)

Tavukların tanesi 5 TL. Dikiş bilen arkadaşlara bu şirin poşetlikleri denemelerini öneririm.

12 Ekim 2009 Pazartesi

EKMEĞİNİ TAŞTAN ÇIKARMAK

Son zamanlarda özellikle iş beğenmeyen, para beğenmeyen, ya da kazandığı paraları millet elmek buşamazken saçma sapan hevesler uğruna savuran insanlara gıcık oluyorum. Herkes işin kolayında. Emek vererek, alın teri akıtarak para kazanmak dururken haramın tatlı büyüsüne kapılıp hem bugünlerini, hem geleceklerini, hem de öbür dünyalarını harcıyorlar.
Kızkardeşim öğretmen. Okulundaki öğrencilerin çoğunun maddi durumu pek iyi değil. Geçen yıl bir tiyatro gösterisi için tanesi 2.5 TL olan biletleri çoğu öğrencisi alabilmiş. Ama o kadar bile parası olmayan bir öğrencisi (ilkokul 2. sınıf) gösteriye bir hafta kala "Geri kalanını da haftaya getiririm öğretmenim" diyerek 1.5 TL vermiş Aslı'ya. Dedesinin evindeki tartıyı alıp parkta hafta sonu çalışıp kazanmış o 1.5 TL' yi... Kardeşim paranın üzerini kendisi tamamlamak isteyince de dudakları titreyerek "Ben dilenci değilim öğretmenim" demiş. Evde ekmek almaya para bulamadığı halde başkasından para almayan bu çocuktaki yürek hepimizde olsa keşke.
Bir diğer örnek de ekmeğini tam anlamı ile taştan çıkaran Ali Usta. Yayladaki evimizin şöminesini yapmak üzere gelen ustayı tüm gün izledim. Önce kocaman bir çekiçle güzelim duvara pata küte girişti. Ben "Noluyor, evi mahvetti" derken dışarıda kardığı çimentoyu duvara sıvadı. O çekiç delikleri olmazsa taşlar duvara tutunamazmış meğerse.O bunları yaparken üniversiteyi yeni kazanan oğlu da dereden topladıkları büyük çakıl taşlarını ortadan ikiye kesti. Sonra Ali Usta bu taşları boyutlarına ve renklerine göre belirli bir düzen içerisinde duvara yapıştırdı. Bu işlem küçücük bir duvar için bile tam 2 gününü aldı. Ardından taşları silerek vernikledi. Bir kaç kat vernikten sonraki görüntü işe böylesine şahane oldu. Üzerini de evde bulunan yeniçeri ve padişah bibloları ile süsleyince muhteşem bir görsellik çıktı ortaya.
Ali Usta'nın cep telefonu 0 533 774 85 21. Kışları Adana'da yazları ise Tekir Yaylasında bulunuyor. Böylesi bir güzelliği evinize yaptırmak için, ya da ekmeğini taştan çıkaran biriri ile tanışmak isterseniz Ali Usta' yı aramanızı öneririm.

3 Ekim 2009 Cumartesi

ADANA USULÜ LOHUSA ŞERBETİ - KAYNAR

Kaynardan bir önceki yazımda bahsetmiştim. Bizim memlekette doğumdan sonra kutlama için gelen konuklara kaynar ikram edilir. Arada sırada annemle "birisi doğursa da kaynar içsek" deriz ama öylesine de pişirdiğimiz olmuştur :)
Kaynar malzemesi Adana'da çerçi dediğimiz baharatçı dükkanlarında hazır bulunur. İçerisinde bildiğim kadarı ile tarçın, zencefil, karanfil, yeni bahar ve havlıcan var. Bu karışım bir tülbente sarılıp orta büyüklükte bir tencerede su ve 1 kilo şeker ile koyulaşıncaya kadar kaynatılır. Sıcak sıcak fincanlara boşaltılıp üzerine de 1 kaşık dövülmüş ceviz ve toz tarçın eklenir. Tadı aynı aşureye benzeyen bu içecek lohusa olan kişiye süt yapması için bol bol içirilir. Lohusanın kaynarına bebeğe gaz yapmaması için ceviz eklenmez. Özellikle soğuk kış günleri için kaynarı kesinlikle öneririm. Afiyet olsun...

OKYANUS SAKİNLERİ

  © Blogger template 'Sunshine' by Ourblogtemplates.com | Distributed by Deluxe Templates 2008

Back to TOP