29 Nisan 2009 Çarşamba

MAVİ JEANS-ZOE MODELİ

Ben üniversitede okurken yüksek bel jean modaydı. O zaman şekil A' daki gibi 36 beden olduğumdan (aaah aaah eski güzel günler) ne giysem yakışıyordu. Üniversite bittiğinde 38, evlendiğimde 40 bedendim. Şon zamanlarda ise 42 bedene ye doğru gidiyordum ki kendime dur dedim... Şimdi sağlıklı beslenip bir yandan da haftada en az 3 kez spora giderek bu yaz için hedeflediğim kiloya inmeye çalışıyorum. Her ne kadar bir aylık spordan sonra çok büyük bir değişim olmasa da umutluyum. Gardrobumda asılı duran içine giremediğim bir çok giysimi giyeceğim günleri bekliyorum :) İşte o giysiler gardropta öööylece durup benim zayıflamamı beklerlerken bana da gündelik giymek için kilomu belli etmeyecek birşeyler lazımdı. İşyerimde eğitim ve toplantı günleri hariç jean da giyebiliyor olduğum için ben de tercihimi yeni bir jean pantolondan yana kullandım.
Ve kendimi Optimum Alışveriş Merkezi' nde buldum. Bir sürü mağaza dolaştıktan sonra anladım ki bu düşük bel modası bana göre değil. Hem göbeğim çıkıyor, hem rahat oturup kalkamayacağım. O kadar çok model var ki deneye deneye bunalıyor insan. Buradan mağaza sahiplerine sesleniyorum De Facto' dan ibret alın. Büyütün şu deneme kabinlerini. Bir de mağazalarınızda çalışan elemanlara hangi vücuda ne tip jean gider konusunda da eğitim verin de giydiğiniz en ucubik şeylere bile "ayyy çok yakıştııııı" demek yerine yapıcı önerilerde bulunabilsinler.
Bu deneme ve beğenmeme durumlarından bunalmıştım ki Mavi Jeans Mağazası'nda insaflı bir eleman gelip bana "Zoe Modelini denediniz mi?" diye sordu. Bu modelin özelliği ön tarafının düşük, arkasının ise yüksek bel olmasıymış. Hem belim açılacak diye tedirgin olmuyorsunuz hem de düşük belin keyfini sürüyorsunuz. Paçaları da bootcut denen çizme kesim. Ve bana göre de insanı zayıf gösteren bir tarzı var. Kumaşı ve dokusu da yumuşacık ve stretch olduğundan üzerinize oturuyor. Eğer aklınızda jean almak gibi bir fikir varsa Mavijeans' in sitesini buradan inceleyebilir ve online alışveriş yapabilirsiniz. Zoe modelinin "zımparalı lindos stretch" denilen koyu rengi şu sıralar indirimde 59.95 TL. Diğer renkleri ise 99.95 TL. Siteden alışverişlerinizde 50 TL üzeri alışverişlerinizde gönderim ücreti de almıyorlar.
Not: En üstteki hariç tüm resimler Mavi Jeans sitesinden alıntıdır. Yani şekildeki harika vücut bana ait değil :)

YENİ PARFÜMÜM-BVLGARI JASMIN NOIR

Strawberry Net, sevgili Quentins'in blogunda okuduğum günden bu yana alışveriş yaptığım bir site. Bloglar alemindeki birçok kişi gibi ben de bu siteye kısaca Çilek diyorum. Parfümleri, krem ve makyaj malzemelerini Türkiye'deki bir çok parfümeriden daha ucuza alabiliyorsunuz. Özellikle de belli dönemlerdeki kampanyalardan faydalanırsanız çok çok daha uygun fiyata harika şeyler alabiliyorsunuz.Şu anda da anneler gününe özel indirimleri olan siteye bu adresten ulaşabilirsiniz.
Yıllardır kullandığım parfümüm Acqua De Gio idi. Aynı kokuyu kullanmaktan gına geldiği için, o bitince yeni parfüm arayışlarına başladım. Acqua De Gio hafif ve ferah bir koku . Bana okyanusları çağrıstırdığı için ben "su kokusu" diyorum ona. Özellikle yazın kullanılabilecek hoş bir parfüm. Ama o kadar uzun zamandır kullanıyorum ki alıştığımdan olsa gerek artık kokusunu alamıyorum. Acqua De Gio'nun erkek versiyonu da muhteşem bir koku bence onu da eşinize sevgilinize hediye olarak düşünün derim.Neyse, aylar süren parfüm denemeleri sırasında o kadar çok parfüm denedim ki anlatamam.Bir ara isimlerini unutmamak için sıktığım yere adlarını bile yazdım. Bileklerim yazılı yazılı gezdim günlerce :) Bakalım hangisi saatler sonra da istediğim gibi kokacak diye. Hatta bir keresinde bir satış görevlisi "erkekler şekerli ve vanilyalı kokuları daha çok seviyorlar, eşiniz bayılacak" diyerek elbiseme ve bileklerime ağır bir koku sıktı. Eşimin beğeneceğini düşündüm ama eve geldiğimde eşimin tepkisi "bu ne kokuyo böyle midem bulandı" olunca anladım ki parfüm konusunda genelleme yapmak yanlış. Bu denemelerim sırasında Bvlgari Jasmin Noir' i keşfettim. Kokunun bana en güzel gelen yanı içerisinde hem çiçek hem de odunsu kokuların olması. Tam da benim gibi bir anı diğerine uymayan, hem kırılgan hem güçlü, hem neşeli hem hüzünlü, hem kadınsı hem çocuksu değişken bir balığa göre. Kokusu da ağır olmamasına rağmen oldukça kalıcı. Sabah sürdüm şu an bile bileğimde yazarken kokusunu alabiliyorum. Strawberry Net' teki Paskalya indiriminden yararlanarak 2 tane 50 ml' lik parfüm ısmarladım. Yanına da yine indirimde olan Stila 4' lü ruj paleti ekledim. Böylece 3 ürün için geçerli olan %5 lik indirimden de faydalandım. Hediye olarak da Stila Dudak Parlatıcısı gönderdiler. Kardeşlerden büyük olanı ruj paletini kaptı. Dudak parlatıcısının rengi bende hoş durmayınca küçük kızkardeş de kalemi kaptı . Var mı benim gibi abla dünyada he he heyttttt :) Bana da parfümler kaldı. :)

Fırsat bulursanız Bvlgari Jasmin Noir'i mutlaka denemenizi öneririm. Beni hatırlamayı unutmayın. Çünkü daha uzuuuun bir süre başka parfüm kullanmayı düşünmüyorum.

26 Nisan 2009 Pazar

KAÇKAR DIRVANA BALIK LOKANTASI

Yorucu geçen Dermatoloji kongresinden hemen sonra Danimarka' dan gelen dostumuzu yeni genel müdürümüzle birlikte İstinye'de bulunan Kaçkar Dırvana Balık Lokantası' na götürdük. İstinye Marina' da olan lokantayı yıllar önce iş arkadaşlarımla keşfetmiştik. Sahibi Recep Kabaoğlu' nun 4 yıldan sonra beni hatırlaması balığın insan zihnine ne kadar iyi geldiğinin bir göstergesi benim için. Malum içinde fosfor var :)
Balıklarımızı ısmarladık ve beklemeye başladık. Bu arada harika manzaranın da tadını çıkarıyorduk. Dışarıda oturduk ama serin havaya krşı sandalyelerin üzerine polar şallar konulduğu için üşümedik. Masamıza küp doğranmış muhteşem lezzette mısır ekmekleri ve turşu servisi yapıldı. Hemen yuttuğumuz için onların resmini çekemedim. Sonra karides güveç ve kalamarlarımız geldi. Biz daha mezeleri bitiremeden tam kıvamında pişmiş levreklerimizi getirdiler. Karides yemedim ancak kalamar çok lezzetli idi. Balıklar ise muhteşem. Balığı ile ünlü bir memleketin insanı olan dostumuz balıklara ve mezelere iltifat ettikçe ülkemin yemek kültürü ile gurur duydum.
Yemeğin ardından lokantanın ikramı olan sıcak helva geldi. Aliminyum folyoyu tabak gibi kıvırmışlar. Tabanına havuç rendeleyip üzerine helva ve çikolata sos ekleyerek fırınlamışlar. Ben hayatımda bundandaha lezzetli bir tatlı yemedim desem yeridir. Havuçlu helvayı ben de evde deneyeceğim. Bu kadar yemek için içecekler dahil 77 TL hesap geldi. O bölge için oldukça uygun bir hesap bence.
İçki servisi yapılmayan lokanta sabah kahvaltısı ile de iddialı. Zaten kahvaltıda sadece o mısır ekmekleri bile iddialı olmak için yeterli bence. Lokantanın web sitesine, adres ve telefon bilgilerine buradan ulaşabilirsiniz. Yemekten sonra İstinye sahilde muhteşem manzarayı izleyerek dolaşıp satılık teknelere bakarak hayal kurmanızı öneririm... :) Bu arada lokantaya adını veren Dirvana Trabzon yöresinde bir kuşun ismiymiş.

20 Nisan 2009 Pazartesi

MİM- MASAÜSTÜMDE NE VAR?

Sevgili Tatlı Hayat Esra benim mimlemiş. Uzun süredir masaüstümde daha önceki yazılarımdan birinde de yazdığım Vladstudio'ya ait wallpaperları kullanıyorum. Bunlardan en sevdiğim ve şu anda da ekranımda olan resimdeki.

Esra' ya mim için teşekkür ediyorum. Ben de bu yazıyı okuyup masaüstü resmini göstermek isteyen herkesi mimliyorum.

19 Nisan 2009 Pazar

ARTIK BENİM İÇİN POĞAÇA BUDUR

Diyetime biraz ara verince internette poğaça tarifleri aramaya başladım. Bu adresteki sevgili Hünerli Bayanlar Müge'nin tarifini biraz değiştirerek uyguladım. Gerçekten harika bir poğaça oldu. Poğaçaları son iki hafta içerisinde tam üç kez yaptım. Düşünün ne kadar güzeldiler. Bir kısmını da buzluğa kaldırdım. Birkısmı ise 2 gün sonra bile hala yumuşak ve lezzetliydi. Bundan sonra benim poğaça tarifim budur. :) Teşekkürler Müge..

Malzemeler:
2,5 su bardağı un (Ben 4 bardak Bizim Un koydum)
1,5 çay bardağı yoğurt
1 çay bardağı zeytinyağ (ben kanola yağı kullandım)
100 gram tereyağı
1 yumurta (ben yumurtalar minik olduğu için 2 tane ekledim)
1 paket kabartma tozu
1 tatlı kaşığı tuz
1 tatlı kaşığı mahlep
İç 1 : 3 haşlanmış patates ve bir önceki günden kalan kavrulmuş kıyma karışımı
İç 2 : Kavrulmuş ıspanak ve beyaz peynir karışımı

Çok kolay yoğrulan kolay toparlanan bir hamur oldu. Hamurun yarısı ile ıspanaklı peynirli, diğer yarısı ile de patatesli kıymalı poğaça hazırladım. Bir kısmına poğaça şeklinde bir kısmına da yuvarlak şekil verdim. 180 derecelik fırında yarım saatte piştiler.
Ispanağı yıkaması doğraması pişirmesi çok zor geliyor bana. Pratik bir yöntem bileniniz varsa denemeye hazırım. Bu yüzden ıspanaklı iç için Penguen marka zeytinyağlı kavrulmuş hazır ıspanak kullandım. Oldukça lezzetli ve güzel hazırlanmıştı. Bir de fiyatını biraz düşürseler çok daha iyi olacak. 7 TL' ye bir kavanoz ıspanak mı olur yahu Penguenciler?

Canı poğaça çekenlere hem bu tarifi hem de Penguen Kavrulmuş ıspanağı öneririm.

16 Nisan 2009 Perşembe

MAZİ KALBİMDE BİR YARADIR

Son günlerde en çok dinlediğim şarkı bu. Kadife gibi bir ses, klasik müzik sazları, kemanlar ve muhteşem bir şarkı birleşince ortaya böyle bir güzellik çıkmış...
Dilek Aktaşoğlu Türkan' ın seslendirdiği muhteşem tangoya aşağıdan ulaşabilirsiniz.Kalbinizde hiç bir yara olmaması dileği ile...


video

Sevgili İlkay yorumlara şarkının sözlerini yazmış. İlk Türk Tangosu olan bu şarkının sözlerini buraya ekliyorum. Teşekkürler İlkaycım...

Söz: Necdet Rüştü Efe Tara

Beste: Necip Celal Andel

Ben de gönül çektim eskiden

Yandı hayatım bu sevgiden

Anladım ki bir aşka bedel

Gençliğimmiş elimden giden

Önünde ben geldim de dize

Yar olmadı bu kimse bize

En nihayet düşüp can verdim

Gözündeki yeşil denize,

Sarmadımsa da belden, geçmedim bu emelden

Bir hazin maceradır onu aldılar elden

Başkasına yar oldu, eller bahtiyar oldu

Gönlüm hep baştan başa, viran bir diyar oldu...

Mazi kalbimde bir yaradır

Bahtım saçlarımdan karadır

Beni zaman zaman ağlatan

İşte bu hazin hatıradır

Ne göğsünde avuttu beni

Ne buseyle avutu beni

Geçti aradan uzun yıllar

Sarmadımsa da belden, geçmedim bu emelden

Bir hazin maceradır, onu aldılar elden

Başkasına yar oldu, eller bahtiyar oldu

Gönlüm hep baştan başa, viran bir diyar

oldu...

13 Nisan 2009 Pazartesi

YENİ TASARIMIM


Sayfama her girdiğimde karşımda aynı ekranı görmekten sıkılmıştım.Blogumun şablonunu ne zamandır değiştirmek istiyordum. Her planladığım şey gibi bunu da planladığım değil aklıma estiği anda gerçekleştirdim. Boşuna Esin koymamış annemle babam adımı. Gecenin saat iki buçuğunda blog şablonumu değiştiresim tuttu. Resimler önceden hazırdı zaten. Kızkardeşimin bloğuma özel hazırladığı logo, arka plana su temalı bir resim gibi daha eklemek istediğim çok şey var. Zamanla onlar da eklenecek. Umarım hoşunuza gitmiştir.

12 Nisan 2009 Pazar

YENİ MUTFAK ARKADAŞIM

Sanmayın ki kendime yeni bir mutfak aleti aldım. :) Yeni mutfak arkadaşım üç ayaklı bir hoparlör.

Mutfakta televizyon olmasına nedense hep karşı oldum.Zaten dalgınım yemekleri yakıp duruyorum bir de yemek yaparken ekrana bakarsam mutfakta neler olur tahmin bile edemiyorum. :) Eşimin büyüüüüüüük ısrarlarına rağmen yatak odamızda da televizyon olmadı hiç. Ama müzik başka. Yıllar önce Kürşat Başar'ın Başucumda Müzik kitabını okumuştum. Okumadıysanız mutlaka okuyun derim. Çok güzel ve sürükleyici bir kitaptı. Ordaki kadın gibi benim de hayatımda bir yerlerde hep müzik olmalı. Uyurken, yolda , arabada, spor yaparken, mutfakta.
Mutfağıma bir raf yapıp, üzerine de müzik setimi yerleştirmeyi düşünmeye başladığım günlerde Hama Tripod Hoparlör' ü keşfettim. Şanslı olmalıyım ki aynı hafta Teknosa' da indirime girdi ben de kaçırmadım tabi. Şu anki fiyatı 39 TL. Ben 29 TL' ye aldım.

Cihaz 2 adet küçük pille çalışıyor. İç kısmında ses ayarlama ve açma kapama düğmeleri var. Üzerine Mp3 çalarınızı takıyorsunuz ve müziğin tadını çıkarıyorsunuz. Biz pikniğe bile götürdük. Siz de müziğinizi gittiğiniz yere götürmek istiyorsanız Hama Tripod Hoparlör'ü öneririm.

8 Nisan 2009 Çarşamba

GÖZ MAKYAJI TEMİZLEYİCİM VE YVES ROCHER

Rimel konusundaki yazımdan sonra sıra o rimeli nasıl çıkaracağımıza geldi. Geçen yıllarda, tipik bir tembel balık olarak makyajımı temizlemeden yatardım. Ancak güzellik sektöründe çalıştığım bu son üç yıl içinde makyajımı temizlemeden uyumanın ne kadar büyük bir hata olduğunu öğrendim. O yüzden artık ne kadar üşenirsem üşeneyim uyumadan önce makyajımı siliyorum. O gün tembelsem çeşitli markaların ıslak temizleyici mendilleri ile, az daha süslü modumda isem özel göz ve cilt makyajı temizleyici ile temizlenip kremlenip misler gibi kokarak yatıyorum.
Göz makyajı temizleyicisi olarak Yves Rocher firmasının Demaquillant Express isimli ürününü kullanıyorum. Geçen yıl bir arkadaşımın ısrarı ile üye olduğum firmanın üyelerine sunduğu çok güzel hizmetler var. Firmanın web sitesinden ya da herhangi bir şubesinden hiç bir ücret ödemeden üye oluyorsunuz. Kartınız adresinize geliyor. Üye olunca düzenli olarak indirimler hakkınd e-mailler alıyorsunuz. Baharı karşılarken, yaza girerken, sevgililer gününde ya da yeni yıl gibi özel günlerde de değişik takı ya da ürün hediyeleri ile de üyelerini şımartıyorlar :) Size özel hediyeler ve özel indirim kartları adresinize geliyor. İşte bu göz makyajı temizleyicisi de firmanın bana geçen yıl verdiği doğumgünü hediyesiydi. Kullanmadan önce şişeyi iyice çalkalayarak mavi beyaz karışımlı sıvıyı birbirine karıştırıyorsunuz. sonra pamukla göz makyajınızı çıkarıyorsunuz. Özellikle göz çevresi benimki gibi kuru olanlar için bu ürün mucize gibi. Göz çevrenizi yumuşcacık yapıyor ve nemlendiriyor. Ve rimel artıklarını çok güzel temizliyor.



Yves Rocher' in özellikle parfümleri ve muhteşem kokulu duş jeli ve şampuan setlerini de denenecekler listenize eklemenizi öneririm.

3 Nisan 2009 Cuma

HANGİ RİMEL?

Kirpik permamın etkisi geçince bu kez değişik rimel arayışlarına yöneldim. Gerçi o halimden de çok memnundum ama bir değişiklik yapayım dedim. :) Yazın yüzme zamanı boyalı ve permalı kirpikleri yeniden deneyeceğim.

Birşey almadan önce en az 50 değişik çeşit deneyen ben rimeli de küt diye almadım. Önce forumları okudum sonra bir sürü marka denedim. Ve en sonunda forumlarda da çok beğenilen Loreal Lash Architect 'te karar kıldım. Ben mavi rengini aldım. Özellikle kahverengi gözlü iseniz her zaman aldığınız siyahın yerine bir kez de laciverti deneyin. Bakışlarınıza kattığı derinliğe bayılacaksınız.
Bu rimel reklamlarında da söylendiği gibi kirpiklerde inanılmaz bir takma kirpik etkisi yaratıyor. Ben bu rimeli şiddetle öneririm. Peki siz hangi rimeli kullanıyorsunuz?

1 Nisan 2009 Çarşamba

AUTORUN VİRÜSÜ NASIL TEMİZLENİR

Yazılarıma uzun bir süre ara verdiğimin farkındayım. Neyse ki sonunda bilgisayarımla ilgili tüm sorunlar düzeldi ve yine eski sıklıkta yazmaya hazırım.

Autorun genel olarak Hafıza kartlarına yerleşen ve bilgisayardan bilgisayara taşınan bir virüs çeşidi. Bir arkadaşınızın güzel bir resim yada şarkı dosyasını almak için bilgisayarınıza taktığınız küçücük flash memory kartından bilgisayarınıza zıplayabiliyor. Hele de adam gibi bir virüs programınız yoksa sinsi bir şekilde istenmeyen misafir olarak sisteminize yerleşip kalıyor. Virüs olduğunun ilk belirtisi C ve D sürücülerinize çift tıkladığınızda açılmıyor olması. Ama sağ klik yapıp da Aç'ı tıklayarak açabiliyorsunuz. Bilgisayarımdaki Autorun virüsünü Donanım Haber'in forumlarında bulduğum yöntemle temizledim. Güzel de bir virüs programı yükledim. Şimdi yeni yazılara hazırım.

Blog Arkadaşlarıma: Yazılarınızı okusam da bir türlü yorum bırakamadım. En kısa zamanda yeni yorumlarımda sayfalarınızda olacağım. Sevgiler...

OKYANUS SAKİNLERİ

  © Blogger template 'Sunshine' by Ourblogtemplates.com | Distributed by Deluxe Templates 2008

Back to TOP