25 Mart 2009 Çarşamba

BENDEN HABERLER


Bir önceki yazımda bahsettiğim aksiliklerden birisi de benim başıma geldi. Bilgisayarım göçtü. Neyse ki kendi önerimi dinleyip yedek almıştım. :) Yeniden kurdum ama bu kez de autorun.inf virüsü bulaşmış. Şimdi onunla uğraşıyorum. En kısa zamanda yeni yazılarım ve yorumlarımla aranızda olmak dileği ile.

Sevgiler...

22 Mart 2009 Pazar

ASTROLOJİK YORUMLAR

Bloğumun birinci yılı 20 Mart' ta doldu. Bloğumun tasarımını değiştirmek, doğumgünü hediyem olan yeni web adresine taşımak, süslü bir 1 yaş yazısı yazmak gibi bir çok planım varken, her zamanki gibi yine planlarımı gerçekleştiremedim. Suçu Venüs' ün burcumda geri gidiyor olmasına atıp taşınma ve yeni tasarım işini erteledim :)
Siz de farkında mısınız bilmiyorum ama benim ve çevremde çok arkadaşımın ya iş, ya aşk, ya da ev hayatında bir çok sorun çıktı bir anda bu ay. Bu tarz sıkıntılar çeken arkadaşlara Venüs'ün düzeleceği 21 Nisan tarihini beklemelerini öneriyor ve geliyorum bugünkü site önerime...

Yıllardır astroloji konusunda söylediklerine en çok güvendiğim kişi Susan Miller. Her ay yorumlarını sabırsızlıkla bekliyor ve uyarılarını dikkate alıyorum. Geçen yıl "Bu hafta elektronik aletlerde beklenmeyen sorunlar yaşanabilir" uyarısının ardından tüm bilgisayar verilerimi yedeklemiş ertesi gün de bilgisayarıma dökülen meyve suyum hard diskimi yakmıştı. Susan Miller' in aylık astroloji yorumlarını buradan okuyabilirsiniz.
Yok ben aylık yorumumu Türkçe okumak istiyorum diyorsanız o zaman da Mynet Astroloji köşesinden detaylı aylık yorumunuza bakmanızı öneririm.

Bana göre astroloji kesinliği olan bir bilim dalı değil ancak yağmur yağma ihtimaline karşı şemsiye almak, ve yağarsa ıslanmamak gibi bir şey bu. :)
NOT: Resimler internetten alıntıdır...

18 Mart 2009 Çarşamba

YENİ AŞKIM CHOC' NETTE

Çikolata biz kadınları en kolay mutlu edecek şey herhalde. Moralim bozuk olsun, hasta olayım canım sıkılsın vs... her ne sorunum olursa olsun içimdeki çocuğu minik bir çikolata parçası ile mutlu edebiliyorum.
Chocnette ile tanışmam da işte moralimin bozuk olduğu böylesi kötü bir güne rastladı. Müşterilerimizden birisinden hiç beklemediğim bir tavır görmüşüm. Arkamdan bıçaklanmışım gibi hissediyordum. Balık Burcuyum ya illa her duyguyu dibine kadar yaşayacağım. Eve gelmeden önce Metrocity' de azıcık gezip kafamı dağıtmak istedim. Başım önde, moralim bozuk bir şekilde yürüyorum. Birden kafamı kaldırdığımda bu muhteşem manzara ile karşılaştım. Allah'ım bir çikolata şelalesi...Böööööööyle kat kat erimiş çikolatalar akıyor...
Aşağıda dilim dilim muzlar, kiviler, çilekler...

Sonra bir kepçe ile bir kat meyve bir kat çikolata koyarak kocaman bir kabı dolduruyorlar. En üste de çikolata kaplı bir çilek, ya da fındık fıstık kırıkları... Sonra alıyorsunuz çikolatanızı elinize. Lay lay lom yürüyorsunuz. Hayat güzel, herşey güzel... Sıkıntı mı o da ne?
Eğer diyette iseniz, ya da o kocaman Cup bana büyük gelir diyorsanız külahta da alabiliyorsunuz. Cup 6 külah 3 TL. Şimdi bir çok alışveriş merkezinde Choc'nette var. Denemenizi şiddetle öneririm.
Bu arada yeniden spora başladım. Neyse ki spor salonundaki hocam okumuyor blogumu :))))

MİNNET VE SAYGI İLE ANIYORUZ


15 Mart 2009 Pazar

HAFTASONU ÖNERİSİ YOROS KALESİ

İstanbul' un en sevdiğim yerlerinden birisi de Anadolu Kavağı ve civarı. Hazır bahar geliyorken haftasonu kaçamakları için harika bir yer olduğunu düşündüğüm bu kaleyi blogumda sizlerle paylaşmak istedim. Her gittiğimde gözlerim rahmetli babacığımın uyuyakaldığı ağacın altına takılsa ve hüzünlensem de kendimi mutlu hissettiren yerlerden birisi de bu güzel kale.
Geçen haftasonu çok sevdiğim bir arkadaşımla birlikte hem Anadolu Kavağı' nı hem Yoros Kalesi'ni ziyaret ettik. Çengelköy' den Beykoz' a uzanan sahil yolunu takip ederek, yavaş yavaş, manzarayı içimize sindirerek ve benim hazırladığım CD' lere güzel! seslerimizle bangır bangır eşlik ederek :) Anadolu Kavağı'na vardık. Kavaktan sonra kaleye giden yoldan tırmandık ve bizi bu manzara karşıladı. Boğazın Karadeniz'e açıldığı bu muhteşem manzarayı ve gemileri izledikten ve bir sürü fotograflar çektikten sonra Anadolu Kavağı'na tekrar indik. Kavağın olmazsa olmazı kalamar ve midyeleri tıkınıp akşamın bir vakti İstanbula ve trafiğe kalabalığa geri döndük...
Özellikle havaların güzel olduğu haftasonları piknik yapmak ve bu muhteşem manzarayı izlemek için Yoros Kalesi'ni kesinlikle öneririm. Gitmişken Anadolu Kavağı' nda balık-ekmek ve waffle yemeyi ihmal etmeyin.
Kale ile ilgili detaylı bilgiyi Sihirlitur sitesinde bulabilirsiniz. Tüm seyahatlerimden önce incelediğim ve bilgi aldığım bu içeriği zengin ve güzel siteyi de özellikle gezikoliklere tavsiye ederim.
Not: Waffle ve balık ekmek resimleri internetten alıntıdır.

12 Mart 2009 Perşembe

MUTFAK PERDESİ VE DEĞİŞİK BİR PERDEBAĞI

Eski evimdeki mutfağım cırtlak bir sarı renkte olduğundan ona uygun olan hazır bir mutfak takımı bulamadım. Ben de Eminönü' nden aldığım bu rengarenk kumaşı diktirmeyi tercih ettim. Aynı kumaştan çokça aldım. Bir kısmı ile Kadıköy' de bir iş hanında(adını hatırlayamadım şimdi) bulunan minderciye dört adet sandalye minderi yaptırdım. Fermuarlı olduğundan içerisindeki süngerler çıkartılıp minderler yıkanabiliyor. Geri kalanını da terziye götürüp mutfak perdesi, masa örtüsü ve dolaplara sermek için örtüler yaptırdım. Hem daha ucuza geldi hem de o mutfağın cırtlak sarı rengine uyum sağladı.
Perdeler yeni evimin mutfağına da tam tamına uydu. Ama perde bağlarını taktığım minik askıları bu evde bir türlü duvara sabitleyemedim. En sonunda çılgın bir fikirle pazardan şekilde gördüğünüz lastikli tokaları alıp perdelere taktım. Pencere kenarlarına da perdede deseni bulunan yapay lalelerden yerleştirdim. Mutfağa girince şirin şirin bana bakıyor bu minişler.
Nasıl güzel olmamış mı sizce?

10 Mart 2009 Salı

EN GÜZEL ODA KOKUSU

Şimdi en güzel oda kokusu diyince marketlerde satılan birbirinden yapay fıs fıslardan bahsedeceğimi sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Onların hangisini aldı isem yapay geldi bana... O kadar para vermek de cabası. İnternette yapay oda ve araba kokularının kanserojen olduğunu okumuştum. Doğru ya da değil ben vazgeçtim yapay koku kullanmaktan. Haftasonu gittiğim Kozyatağı Pazarı' ndaki amcadan 3 demeti 5 TL 'ye bu muhteşem sümbüllerden aldım. Birini sevgili komşuma kadınlar günü hediyesi olarak verdim. Diğer ikisini ayrı vazolara koyup odalara paylaştırdım. İnanır mısınız eve geldiğimde kapımı açarken kokusu geliyor ta içerlerden. Dışarısı yağmurlu, fırtınalı da olsa evime bahar getirdi bu çiçekler. Mevsimi geçinceye kadar her hafta evimi bu misss gibi koku ile doldurmaya karar verdim. Evinizde doğal çiçek kokusu kullanmanızı kesinlikle öneririm...
Bu arada çiçeklerin altında annemin çeyizinden bana hediye ettiği rahibe işi denilen oda takımımın parçası var. Salona örtü olarak ne alırsam alayım en çok bunu seviyorum... Anneciğime bunları yıllarca saklayıp bana hediye ettiği için tekrar teşekkür ediyorum.

SİMİT TOST

Aslında bu yazıyı başka bir gün yazacaktım. Ama istedim ki sitemin siz sevgili ziyaretçilerini sabah geldiğinizde bu güzellik karşılasın. Onun için gecenin 01:00'inde oturup bu yazıyı yazdım...

Bir kaç sene önce İ.T.Ü. Teknokent' te çalışıyordum. Oradaki ekip arkadaşlarımla birlikte en çok sevdiğimiz şey sabahları bu simit tosttan yemekti. Ama kantine malesef günde ancak elli simit geldiği için simit tostları yetişen alıyordu. Teknokentin nüfusu düşünülürse bu çok çok az bir sayı olduğundan haftanın her günü simit tost yiyemiyorduk. Hatta bir keresinde son simidi alabilmek için en şirin gülümsememi kullanarak diğer simit adayını poğaça yemeye ikna etmiştim :) O zamanlar ailemde herkese anlattığım bu lezzeti tatmak için bir keresinde Ankara' da yaşayan dayım İstanbul' a geldiğinde işyerime uğrayıp bana simit tost ısmarlattırmıştı :) Evet, buradan da anladığınız gibi ailecek pisboğazız :)

Şimdi o günleri, o ekip arkadaşlarımı, paylaştıklarımızı, işyerimdeki huzuru, çok ama çok özlüyorum. Ve o güzel günleri anmak için arada sırada kendimi ödüllendirip simit tost yapıyorum. O günlerdeki lezzeti bulamasam da işte benim tarifim...

Simidi yanlamasına ortadan ikiye kesip arasına tereyağ ve peynir koyup (en güzeli tulum peynirle oluyor, ama kaşar ve beyaz peynir de olabilir) incecik domates dilimleri ve ketçap ekliyorsunuz. İsterseniz salam ve sucukla zenginleştirebilirsiniz ama benim favorim karışık peynirlisi. Tost makinasında peynirler eriyinceye kadar tutup bergamot aromalı bir bardak mis gibi sıcacık çay eşliğinde afiyetle yiyoruz.

9 Mart 2009 Pazartesi

ERBAP PASTANESİ YENİDEN...

Daha önce bir yazımda Erbap Pastanesi'nden bahsetmiştim. Ama muhteşem manzara resimlerini yayınlarken, (masadaki herşeyi fotoğraf çekmeden önce silip süpürdüğümden) tatlı ve pasta resimlerini ekleyememiştim.
İşte geçenlerde sevgili arkadaşım Ebru ile gün içerisinde tatlı bir mola vermek için kaçtığımız Erbap Pastanesi'nde bize sunulan pastalar. Doğumgünümün ertesi günü olduğu, ve ben hala pasta yeme modunda olduğum için ben karışık meyveli bir pasta, Ebru da tiramisu istedi. İtiraf ediyorum onun tiramisusu benim pastamdan çok daha lezzetli ve görüntüsü de muhteşemdi.

Erbap Pastanesinin pastalarını kesinlikle öneririm.Sahlepini ise sanırım su ile yapıyorlar tadını da kıvamını da hiç beğenmedim. Sıcak içecek istiyorsanız çay ya da nescafe içmenizi tavsiye ederim.

6 Mart 2009 Cuma

TATLI LORLA NE YAPTIM?

Son yazımda tatlı lorla ne yapabilirim diye sormuştum. Yazımı yazdıktan sonra gelen güzel yorumları okudum, biraz da internette araştırma yaptım ve sevgili Sweet Kitchen Begüm'ün tatlı lor poğaçasından yapmaya karar verdim. Begüm'ün tarifini aynen uyguladım. Değişiklik olarak yuvarlak şekil verdim. Pudra şekeri olmadığın için üzerine serpemedim ama öyle daha güzel olurdu eminim. Tarife ve yapılışına buradan ulaşabilirsiniz.
Poğaçalar özellikle sıcakken muhteşem bir lezzette oluyorlar. Sonraki günlerde de ısıtarak çayımın yanında ağzımı tatlandırdılar. Yerken içinden akan erimiş lor ve şeker karışımı damak çatlatan cinsten. Begüm' ün tarifini kesinlikle öneririm.
Bu arada yeni bir işe başladığım için (yaşasın, yaşasın :) umarım hayırlı olur ) sık yazamadım, ama önümüzdeki günlerde daha sık yazabilmeyi umuyorum.

2 Mart 2009 Pazartesi

TATLI LOR İLE NE YAPILABİLİR?

Pazardaki peynircinin ısrarı sonucu aldığım bolca tatlı lor ile eve geldim. Ne yapsam ne yapsam diye düşünürken ani bastıran tatlı krizim için ekmeğimi ısıttım ve üzerine biraz lor sürüp böğürtlen reçeli ile süsledim. Şekildeki muhteşem görüntü lezzetinin yanında hiç bir şey... Geri kalan lor ile ne yapsam ne yapsammmmmm hala düşünüyorum... Var mı önerisi olan?

1 Mart 2009 Pazar

EN SEVDİĞİM ÇİÇEKLER

Adana'dayken annenin hazırladığı muhteşem kahvaltı için ekmek almaya fırına gidilir. Fırından dönerken resimdeki en sevilen çiçekler alınır. Vazoya anneye daha önce hediye alınan lalelerin yanına konulur. Mutfağa gidip gelip koklanır, manzaraya bakılır, çoooooooookkkkkkk mutlu olunur...

OKYANUS SAKİNLERİ

  © Blogger template 'Sunshine' by Ourblogtemplates.com | Distributed by Deluxe Templates 2008

Back to TOP