Aslında bu yazıyı başka bir gün yazacaktım. Ama istedim ki sitemin siz sevgili ziyaretçilerini sabah geldiğinizde bu güzellik karşılasın. Onun için gecenin 01:00'inde oturup bu yazıyı yazdım...
Bir kaç sene önce İ.T.Ü. Teknokent' te çalışıyordum. Oradaki ekip arkadaşlarımla birlikte en çok sevdiğimiz şey sabahları bu simit tosttan yemekti. Ama kantine malesef günde ancak elli simit geldiği için simit tostları yetişen alıyordu. Teknokentin nüfusu düşünülürse bu çok çok az bir sayı olduğundan haftanın her günü simit tost yiyemiyorduk. Hatta bir keresinde son simidi alabilmek için en şirin gülümsememi kullanarak diğer simit adayını poğaça yemeye ikna etmiştim :) O zamanlar ailemde herkese anlattığım bu lezzeti tatmak için bir keresinde Ankara' da yaşayan dayım İstanbul' a geldiğinde işyerime uğrayıp bana simit tost ısmarlattırmıştı :) Evet, buradan da anladığınız gibi ailecek pisboğazız :)
Şimdi o günleri, o ekip arkadaşlarımı, paylaştıklarımızı, işyerimdeki huzuru, çok ama çok özlüyorum. Ve o güzel günleri anmak için arada sırada kendimi ödüllendirip simit tost yapıyorum. O günlerdeki lezzeti bulamasam da işte benim tarifim...
Simidi yanlamasına ortadan ikiye kesip arasına tereyağ ve peynir koyup (en güzeli tulum peynirle oluyor, ama kaşar ve beyaz peynir de olabilir) incecik domates dilimleri ve ketçap ekliyorsunuz. İsterseniz salam ve sucukla zenginleştirebilirsiniz ama benim favorim karışık peynirlisi. Tost makinasında peynirler eriyinceye kadar tutup bergamot aromalı bir bardak mis gibi sıcacık çay eşliğinde afiyetle yiyoruz.