30 Ocak 2009 Cuma

HER BİTİŞ BİR BAŞLANGIÇTIR



Bugün itibarı ile son üç yılımı geçirdiğim işyerimden ayrılmış bulunuyorum. Çok üzülmedim, sevinmedim de. İşyerimde bana her zaman destek olan, sevgisini esirgemeyen tüm güzel insanlara selamlar. Sizleri özleyeceğim...

Şimdi ne mi yapıyorum? Yeni bir hayat, yeni başlangıçlar için güç toplamaya, içimi arındırmaya, son dönem yaşananları unutmaya, geleceğe yeniden umutla bakmaya, yeni bir cümle yazmaya ihtiyacım var. İnsana en büyük enerjiyi toprağı verir diye düşünürüm hep. Ve yarın sabah eşimin birkaç günlük nöbetinden de istifade ederek böyle durumlarda hep yaptığım gibi Adana' ya anneciğimin ve kardeşlerimin yanına gidiyorum.
Sizleri şimdilik Erdil Yaşaroğlu' nun bu güzel karikatürü ile başbaşa bırakıyorum. İnternet erişimim olduğu sürece bloğuma Adana' da da yazacağım. Herkese sevgiler...

MİDE Mİ MİĞDE Mİ ?

Genelde bloglarda en çok gördüğüm hatalardan birisi de bu kelimede yapılıyor. Miğdem bulandı yazıyor mesela. Benim miğdem bulanıyor anında. Eskiden uzatma harfi yani ''i'' nin üzerindeki şapka ''^'' kullanılırdı ama şimdi malesef kullanılmıyor. Biz de kelimeyi kısa yazıp uzun okuyoruz. İşte doğrusu...

29 Ocak 2009 Perşembe

HAMSİ KOYDUM TAVAYA...

Bir Adana' lı olarak hamsiyi pek bilmem. Çupra, Levrek gibi Akdeniz'de de yaşayan balıklar, hele de mangalda pişmiş olanları favorimdir. Bir Karadenizli olan eşim için ise balık demek hamsi demek. Onun da buğulaması ya da pilavı değil, sadece tavada mısır unu ile nar gibi kızarmış olanı .

Önceleri "Ev kokar, fırın poşetinde çupra yapsak daha iyi olmaz mı?" diyerek vazgeçirmeye uğraştım ama baktım yemiyor mecburen bir hamsi tavası aldık. Kapağı düz olduğu için çevirmesi kolay oluyor. Gerçi ben hamsileri böyle çiçek gibi dizmesini de beceremiyorum. Eşim baktı ben yapamıyorum mundar oluyor güzelim hamsiler, işe el koydu. Hamsileri temizlenmiş aldık. Yıkayıp suyunu süzdürdükten sonra mısır ununa az tuz ekleyerek hamsileri unladı. Tavaya dizerek altlı üstlü kızarttı. Ve yemeğe davet ettiğimiz arkadaşlarımıza ikram etti. Bana da yanına salata yapmak kaldı. Buradan da anlıyoruz ki bazen beceriksiz olmak iyi bir şey :)))
Hamsiyi seviyorsanız resimdeki tavayı özellikle öneririm. Ben pazardan 20 TL' ye aldım ama bu adresteki de çift kapaklı olduğu için gayet kullanışlı ve uygun bence.

27 Ocak 2009 Salı

HÜSRAN ve KABAK TATLISI

En sevdiğim tatlılar genelde meyveli olanlar. Hem hafif oluyorlar, hem de en azından diğer tatlılardan daha düşük kalorili diyerek kendimi kandırıyorum. Şimdi tamda kabak ve ayvanın mevsimi diye düşünürken pazarda tezgaha yığılı duran kabaklardan aldım. O kadar ucuz olması bile dikkatimi çekmedi. Eve geldim. Her zaman yaptığım gibi göz kararı şekerini ekledim. Tencerede suyunu salması için bir gece beklettim ve ertesi gün pişirdim. Kapağı açtım ki o da ne... Tencere ağzına kadar su dolmuş, içindeki kabaklar da lime lime dökülüyor ... Çatala bile gelmiyor. O kadar büyük bir hayalkırıklığı yaşadım ki anlatamam. Gerçi ben kaşık kaşık da olsa götürdüm kabakları ama olsun :)
Bu da bana ders olsun diyerekten mahalledeki satıcımızdan aldım bu kez kabakları. Aynı tarif aynı prosedürü uyguladım ve yılbaşı gecesi bu muhteşem tatlıyı yiyebildik.

26 Ocak 2009 Pazartesi

2. MİM

Bülbülün Yeri arkadaşımız ve Candan Tarifler beni sobelemiş. Bir başlayınca devamı geliyormuş demek ki :) Birgülcüm ve Candancım teşekkürler mim için. İşte cevaplarım...



1. Yaptığım 4 iş:

*Eğitmenlik,
*İnternette dolaşmak,
*Alışveriş katalogları ezberlemek,
*Eşime eşlik, Anneme çocukluk, Kardeşlerime ablalık yapmak.


2. Defalarca izleyebileceğim 4 film:

*Yüzüklerin Efendisi,
*Azınlık Raporu,
*Cennetin Krallığı
*Komplo Teorisi


3. Yaşadığım 4 yer:

*Adana,
*İstanbul,
*Ankara,
*Karataş

4. İzlediğim 4 televizyon programı:

*Elveda Rumeli,
*Avrupa Yakası,
*Komedi Dükkanı,
*D-Smarttaki komedi dizileri.

5. Tatil için gittiğim 4 yer:
*Marmaris,
*Antalya,
*Bodrum,
*Karataş

6. En sevdiğim 4 yemek :

*Kaburga Dolması,
*Patlıcan Güveç,
*Dondurma,
*Çikolata Sufle

7. Hemen şimdi olmak istediğim 4 yer:

*Ailemle Adana'da olmak,
*Eşimin yanında gemide olmak,
*Bundan 5 yıl öncesinde canım babamın yaşadığı zamanlarda yanında olmak,
*Bir deniz kenarında olmak.

8. Bir yağmur damlası olsaydım düşmek istediğim 4 yer:

*Babacığımın mezarı,
*Eşimin gülen yüzü,
*Annemin elleri,
*Okyanus .

25 Ocak 2009 Pazar

NINTENDO WII VE WII-FIT

Son günlerde evdeki en büyük eğlencemiz bu muhteşem oyun konsolu. Bu konsolun en büyük özelliği Wii Remote (harekete duyarlı kumanda kolları) yardımı ile ekrandaki karakterin sizin yaptıklarınızın aynısını yapması. Bunun için ilk önce kendinize benzeyen bir karakter oluşturuyorsunuz. Bunlara Mii deniyor. İşin en eğlenceli kısımlarından birisi bu Miileri oluşturmak. Karakterlere farklı kaş, göz, saç, makyaj, sakal, bıyık, hatta ben bile ekleyebiliyorsunuz. İnternette bu sitede ünlülerin Mii' lerini de görebilirsiniz. İşte bir örnek...





Benim Mii karakterim de aşağıda . Nasıl, bana çok benzemiş, öyle değil mi?

Biz en çok tenis, bowling ve beyzbol oynuyoruz. Birbirimize karşı ya da ekip olup diğerlerine karşı oynayabiliyoruz. Topa vurunca kumanda kolundan ses geldiği ve titreşim olduğu için gerçekten topa vuruyormuş gibi hissediyorsunuz.

Nintendo konsolo ek olarak Wii-Fit cihazını da aldık. Bu step tahtasına benzeyen aletin üzerine çıkıyorsunuz. Kilonuzu , BMI (Vücut Kitle Endeksi ) oranınızı her çıktığınızda ölçüyor ve kilo konusunda güzel önerilerde bulunuyor. Benim kilom fazla kilolu çıktığı için önce biraz fırça yedim cihazdan :) Sonra da ekrandaki şirin güzel karakterime kocaman bir göbek ve gıdı ekleyerek son darbesini vurdu. Sonra da kendime zayıflama hedefi koymam için beni zorladı. Tartılmadığım gün "Dün neredeydin" diye fırça yiyorum. Kilo aldığımda 100 gr bile olsa "Neden kilo aldın çok mu yedin?" diye sorgulanıyorum. Benim göbekli Mii'me bakıp gülen kociş de obez çıkınca bir göbekle bir gıdı da ona eklendi :)))


Wii-Fit' te de en çok Hulahop - Kayak - Step ve Denge Egzersizleri yapıyoruz. Ekranda size benzeyen birinin bu hareketleri yapıyor olması kesinlikle motive edici ve kalori yakıcı. Yoga hareketleri, vücut dengesini koruma, kas çalıştırma gibi bir çok seçeneği de olan cihazı kesinlikle öneririm.

İLK MİMİM

Sevgili Neşe beni mimlemiş. Ay çok heyecanlandım, çünkü bu benim ilk mimim. Bana bu mimi layık gören... diye başlayan bir konuşma yaparmışım :) Şaka maka ben de bekliyordum beni ilk kim mimleyecek diye. Sevgili Neşe' ye teşekkür ediyorum ve başlıyorum ilk mimin cevabına...
1.) Yakınınızda bulunan ilk kitabı alın.
2.) 161. sayfayı açın.
3.) 5. cümleyi okuyun.
4.) Blog sayfasına yazın.
5.) En güzel cümle ve en güzel kitabı seçmeyin.Sadece yakınınızda olan ilk kitabı alın.
6.) 5 blog arkadaşınıza yollayın.
1.) Yakınımdaki ilk kitap Maeve Binchy' nin "Hayatın Ta Kendisi Lokantası" isimli kitaptı. Okuyup yanımdaki dolaba kaldırmıştım. Gerçekten çok beğenerek okuduğum bir kitap oldu. Herkese öneririm.
2.) 161. sayfayı açtım.
3.) 5. cümleyi okudum.
4.) "Şimdi nerede olduğu hakkında bir fikriniz var mı? diye sordu adam gayet nazik bir şekilde."
5.) Aynen ben de öyle yaptım...
6.) Ben de bu mimi aşağıdaki 5 arkadaşıma yolluyorum.
2.) Sevgili http://elifcee.blogspot.com/ Elif...
Katılırsanız sevinirim arkadaşlar.
Sevgiler...

23 Ocak 2009 Cuma

BULAŞMAYAN KATKISIZ KETÇAP

Makarna, patates kızartması, köfte... Bunlar benim için ketçapsız düşünülemeyecek yiyecekler. Bizim evde hep iki çeşit ketçap olur. Eşim için acısız, benim için acılı...

Ve mutlaka katkısız ketçap kullanmaya dikkat ederim. Katkısız ketçapları ilk çıktıklarından bu yana tüketiyoruz. İçlerinde Exxx bilmem kaç numaralı tehlikeli katkı maddeleri olmadığından güvenle yiyebiliyoruz.

Tukaş Ketçap da katkısız olduğu için favori ketçaplarım arasında idi. Ama özellikle son icatları "Temiz Kapak" olayından sonra daha bir severek almaya başladım. Ketçabı kullandıktan sonra kapağın üzerinde etrafında hiç bir şekilde bulaşık olmuyor ve tadı da çok güzel. Öneririm...

20 Ocak 2009 Salı

ÖZLEM' İN ETİMEKLİ KOLAY TATLISI

Yılbaşı gecesi tariflerinden biri de sevgili Özlem' in etimekli tatlısı idi. Birer dilim yedik, ertesi gün de tepsinin geri kalanını eşimle lüplettik. Hem hafif hem çok lezzetli bir tatlı. Tarifi çok basit ve pratik.

Malzemeler:

Şerbeti İçin
2 bardak su
2.5 bardak şeker

1 paket etimek
1 paket vanilyalı puding
1 paket krem şanti
Hindistan cevizi
Süt

Yapılışı:
  • Şeker tencerede karamelize edilir.
  • Sonra kaynar su eklenip kaynatılır.
  • Hazırlanan şerbet borcama dizilen etimeklerin üzerine boşaltılır.
  • Vanilyalı puding, üzerinde yazan tarife göre pişirilir ve etimeklerin üzerine dökülür.
  • Borcamdakiler bir kenarda soğumaya bırakılır.
  • Bu sırada 1 paket krem şanti 1 bardak sütle çırpılarak soğuyan tatlımızın üzerine dökülür.
  • Üzeri bol hindistancevizi ile süslenir...
Bu arada Özlemciğim' in anne olmasına çok az kaldı. Tatlı bebişini sağlıkla kollarına almasını diliyorum.

19 Ocak 2009 Pazartesi

SİTE ÖNERİSİ - VLAD


Çalışırken ekranımda şirin sevimli şeyler olmasını seviyorum. Yıllar önce bir yerlerde Feng Shui' ye göre ekranınızda dağ olmaması gerektiğini okumuştum. İşlerin önüne engeller çıkarırmış. Ve çok fazla su da boğarmış olacak güzel şeyleri. O zamandır ne sağ ne de şelale kullanamam bilgisayarımda arka fon resmi olarak. Genelde Google'dan mavi tonlarında arka plan resimleri arattırıp buluyordum ki geçtiğimiz günlerde bu siteyi keşfettim. Artık her gün farklı ve birbirinden sevimli arka planlardan birini seçiyorum ve günümü o resim şenlendiriyor. Sitenin Türkçe okunabilmesi de ayrıca çok güzel. Vladstudio Rus bir gencin kendi çizimlerinden oluşuyor. Resimde benim beğendiklerimin bir kısmı yer alıyor.Üzerine tıklayarak büyütebilirsiniz. Siteye ulaşmak içinse lütfen buraya tıklayın...

17 Ocak 2009 Cumartesi

MEŞKUL MÜ, MEŞGUL MÜ?

Geçen yıl leyleği havada görmüştüm, bu yıl artık neyi havada gördü isem sağlığım yerlerde sürünüyor. Nedense evde kimsecikler olmadığı günlerde buluyor bu hastalıklar beni. Oysa ki hastalanmanın benim için iki iyi yanı var. Birincisi sağlığımın kıymetini anlamak, ikincisi de naz yapabilmek. Ama ben nedense her hastalığımda evde yapayalnız ve sızlanarak geçiriyorum ve bu hiç de eğlenceli değil... Naz bile yapamadıktan sonra hastalanmanın ne anlamı var, değil mi ? :)
Neyse yaşlı nineler gibi hastalık hikayeleri anlatmaya başlamayayım şimdi :) Şükür şimdi daha iyiyim. Hazır iyi iken de haftanın kelimesini ekleyeyim dedim. Bu arada hastalığım nedeni ile mesaj atan herkese çok çok teşekkür ederim, moral verdiniz bana kızlar. Sevgiler...

15 Ocak 2009 Perşembe

HASTABALIK


Son iki gündür böyleyim. İyileşince görüşmek üzere.

13 Ocak 2009 Salı

FIRINDA MANTARLI PİLAV ÜSTÜ TAVUK

Yılbaşı gecesinin tariflerine devam.


Tavuğun kemikli hiç bir yerini yemeyen hatta kemikleri ile pişirilmiş olmasından bile rahatsız olan bir eşim var. Onun için sürekli tavuk göğüs yemekten gına gelmişti ki kemiksiz kalça şişleri keşfettim. Hem daha lezzetli, hem de ikimiz de severek yiyoruz. Yılbaşı gecesi de daha önce burada bahsettiğim mantarlı pilav ve tavuk kalça şiş yaptım.


Tavukları yıkayıp haşladım. İçerisinde yarım bardak su kalacak şekilde geri kalan suyu çorba ve pilav için ayırdım. Pilavı aynı tarifteki gibi hazırladım. Kalan tavuk suyunun içerisine bir kaç kaşık sıvı yağ, 1 kaşık biber salçası ve tuz karıştırıp tavukların üzerine ekledim. Ara ara karıştırarak kavurdum. Borcamımın içerisine önce pilavı, üzerine de tavukları dizdim. En üste de tavuğun salçalı suyundan döküp fırında 15 dk üzeri kızaracak kadar tuttum.

Hem pratik hem de lezzetli bir yemek oldu.

12 Ocak 2009 Pazartesi

ŞARJ MI ŞARZ MI?

Cep telefonları hayatımıza girdiğinden bu yana daha çok kullanır olduk şarj kelimesini. Birisi "Şarzım bitti şekerim, sende şarz aleti var mı?" dediği zaman tüylerim diken diken oluyor. Kelimenin doğru kullanımı aşağıda...

11 Ocak 2009 Pazar

UYDURUK DOMATESLİ ŞEHRİYE ÇORBASI

Yıbaşı yemeği tariflerime bundan önce de tüm misafir davetlerimde yaptığım kendi uydurmam olan çorbanın tarifi ile başlıyorum. Ne yapayım başka çorba beceremiyorum. Hele de en sevdiğim çorba olan mercimek çorbasında ecel terleri döküyorum. Mercimek bir yanda su bir yanda küs bir biçimde oturuşuyorlar tencerenin içinde. Çırpıyorum, blenderle karıştırıyorum sanırsın Atlas Okyanusu ile Akdeniz' in suyu mübarekler. 5 dakika sonra yine ayrılıyorlar...

Neyse gelelim çorbamın tarifine.

Ben çorba ve yemeklerimde Tukaş'ın domates püresini kullanıyorum. Katkısız ve evde hazırlanılan kadar da lezzetli. Açılana kadar dolapta tutulmasına gerek yok. Ben açtıktan sonra da 4 ayrı buzdolabı torbasına koyup buzluğa atıyorum. Çorba malzemeleri aşağıda:

1 poşet donmuş domates püresi (yaklaşık 200 gram)
1 avuç şehriye (Ben pilavda da çorbada da yıldız şehriye kullanıyorum çok cici görünüyorlar)
3 bardak kaynamış su
3 kaşık kanola yağı
Az nar ekşisi (limon da olabilir)
Kırmızı biber
Bolca kuru nane
Tuz
Karabiber

Tüm malzemeyi karıştırıp şehriyeler kabarıncaya kadar 10 dakika pişiriyorum.
Çorbamız hazır.

8 Ocak 2009 Perşembe

HERKESİN DİKKATİNE

Bundan sonra blogumda ara sıra imla kuralları ya da kelimelerin söylenişi konusunda da önerilerde bulunmaya karar verdim. Madem ki yazıyoruz ve yazdıklarımızı bir çok kişi okuyor; o zaman doğrusunu yazalım, değil mi? İşte bunlardan ilki...


7 Ocak 2009 Çarşamba

HALIYA DÖKÜLEN DİP SOSUM

Sevgili kocamın yılbaşı gecesi halıya döktüğü dip sosun tarifini isteyen arkadaşlar var. Ben daha önce hiç dip sos hazırlamamıştım. Ama Doritos'un çam ağacı şekilli cipslerini alınca yanına uyduruk bir şey hazırlamak şart oldu. Cipslerden biraz kaldığı için yeniden hazırlayacağım. O zaman resmini de eklerim.

Ama tarifi kısaca vermek gerekirse:

1 büyük büyük kase yoğurt (Paşabahçenin orta boy karıştırma kasesini kullandım)
1 tatlı kaşığı kuru nane
1 tatlı kaşığı kekik
1 çay kaşığı kırmızı biber
1 çay kaşığı tuz

Hepsi karıştırılır. Cipsle servis edilir.
Cipsler sosa bandıra bandıra afiyetle yenilir...

Not: Dip Sos, kocadan mümkün olduğunca uzakta tutulur :)

4 Ocak 2009 Pazar

YILBAŞI GECEMİZ

Yeniyıla evimizde sevdiğimiz dostlarımızla beraber girdik. Sadece 4 kişi olduğumuz ve ben eve akşamın bir vakti geldiğim için sade bir masa oldu. Özenerek aldığım çam şeklindeki cipslerim ve ev yapımı muhteşem cips sosum eşim tarafından dökülmese onun da resmini çekerdim ama malesef Nintendo Wii oynarken kendinden geçtiği için bizim sosu halı yedi. :)

Allahtan titizlik hastası değilim de eğlencemize aynen devam ettik. Eskiden öyle bir tanıdığım vardı. Evinde yemek yerken bir şey içerken azıcık damlasın masaya , masa önce deterjanlı sonra ıslak en son da kuru bezle silinir gece boyunca da surat asılırdı :)))) Misafirler gider gitmez koltuk kılıfları çamaşır suları ile yıkanırdı. Şimdi gülüyorum ama o zamanlar her gidişte bir tedirginlik yaşar ve her defasında da kesin bir şeyleri dökerdim... Harry Potter filmindeki ruh emiciler gibi içim çekiliyordu her misafirliğe gidişimde. Artık öyle yaşam enerjimi emen insanlarla görüşmemeyi tercih ediyorum.

Neyse dedikoduyu bırakıp gelelim yemeklere.

Masayı Tchibo' dan aldığım Melekli peçeteliklerle ve pembiş peçetelerle süsledim. Sonra dayanamayıp Tchibodan Aynı Melek Desenli Mumlukları da aldım.

Yemekte:

Şehriyeli Kolay Domates Çorbası (Tamamen benim uydurmam olup tembel işidir)
Fırında Mantarlı İç Pilav ve Tavuk
Kabak Tatlısı
Havuçlu Mısırlı Salata ve sevgili Özlem'in getirdiği Etimek Tatlısı vardı.
Gecenin sabahında buzlukta hazır duran ıspanaklı böreklerle güzel bir kahvaltı, sonra da Özlemle İkea' da alışveriş browni ve kahve keyfi yaptık. Ardından eşimle Arogu izlemeye gittik.
Yeni yıl hızlı başladı. Aynı hız ve neşe ile devam etmesini diliyorum.

Mor renkli konuların hepsini ilerki yazılarımda ayrıntısı ile yazacağım.

YENİ YIL GELDİ HOŞ GELDİ...

Ne çabuk geçti 2008 anlamadım. Bir baktım 2009 olmuş. Yıllar su gibi geçiyor hakikaten de.Yeni yılın ilk gününde herkes gibi ben de bir muhasebesini yaptım geçen yılın. Ve yılın başında istediğim bir çok şeyi yılın sonunda başarmış olduğumu gördüm. Artıdayım yani. Bir de fazladan leyleği havada görmüşüm ki yıl içinde hemen her ay bir kaç farklı şehre uçtum. Antakya, Adana, Mersin, Trabzon, Van, Malatya, Adıyaman, Urfa, Antalya, İzmir, Marmaris, Bodrum, Bursa, Edirne, Ankara... Bazı şehirlere bir kaç kere gittim ve seyahatlerimden çooook keyif aldım. Yeni insanlar tanıdım, yeni dostluklar kurdum. Devamını gereksiz bulduğum şeyleri bitirdim, yaşam enerjimi sömüren beni mutsuz eden kişilerle iletişimimi mümkün olduğunca aza indirdim.


Sağlığımla uğraştım. Önce 20 yaş dişi sonra mide kanaması en son da havuzda üşütünce Astım atlattım. Bu kadar hastalığın tek iyi yönü sağlığımın ve sevenlerimin kıymetini anladım. İşyerindeki Eğitim Müdürlüğü' ne ek olarak Medikal Satış Müdürlüğü' nü de üstlendim. Çok yoruldum ama çok da eğlendim işimi yaparken. Canım kocamla yeni bir eve taşındım, yeni yerler keşfettim. Eşimle ilk evlilik yıldönümümü kutladım.


Ve yeni yılı kırmızı saçlarımla, yüzümde kocaman bir gülümseme ile karşıladım.


Dilerim siz de yeni yılla muhasebelerinizde artıdasınızdır. Hepinize, aileme, eşime ve kendime artıda geçecek mutlu bir yıl diliyorum.

OKYANUS SAKİNLERİ

  © Blogger template 'Sunshine' by Ourblogtemplates.com | Distributed by Deluxe Templates 2008

Back to TOP